İkinci Mektup: İlk Deyiş

Bir başlangıçla yazılan ilk yazı; sevgi gibidir, özen gösterilmesi gereken, kalbin saflığının döküleceği harflerin içine.

Üzerine düşülmeyip hissedilenler aktarılmadığı müddetçe içermez meramı, satırlar küskün kalır ve kendiliğindenliği kontrolü altına alan felek, acıyı harlar paragraflar arasında.

Ve ilk aşk gibidir, henüz insanlığın dahi çözemediği; başlangıcı belli olsa da sonu belirgin olmayan, bilgeliğin belirsizliğinden belirsizliğin bilgeliğine uzanan.

Continue reading “İkinci Mektup: İlk Deyiş”

Kimliksiz Acılarımız

Gökyüzünü kaplayan sinsi bulutların ruhumuza çökerttiği bir ağırlıktan hatıra kazınmış hafızalarımıza, dağıtmaya çalıştığımız; unutmaya değil, dönsek geriye zamanda yeniden ama ilk defa kazanmak isteyeceğimiz yaşanmamış hatıralarımız. Hissediyorum biyolojik yorgunluğumu ve bir taraftan her uyandığımda günü fethetme azmine sahip gençliğimi ve imkanı yok kaybetmenin son nefese kadar denemenin, mücadelenin yanında.

Continue reading “Kimliksiz Acılarımız”

Issız Günler

Şafakta doğan güneşin benliğimizi ısıtıp duygularımızı güçlendirerek, geleceğe dair devinim dolu düşüncelerimiz geride kalmıştı. Izdırabın ve karamsarlığın pençesine düşmüşlüğümüzü geçmişteki anılarımızın gelecek vadeden ateşliliğiyle kırmaya çalışsak da başarısız oluşumuz her dakika daha umutsuz hallerimizi, umutsuzluğumuzu büyütmektedir.

Continue reading “Issız Günler”

Düşünmek…

Camus, absürt düşüncenin derli toplu felsefi bir temel kazanmasını sağladı. Kabul edersek şayet absürdün bir felsefe olduğunu, feylesofça bir faaliyet sayılabileceğini kurucusu, daha doğru deyişle, düşünceyi absürt’ün kaşifi Albert Camus’dur. Evvela Bulantı’ya göndermeye yapar, hayır Zeki’nin filmi değil, Sartre tarafından roman niyetine yazılan bir düşün deklarasyonu, keza Sartre da Aydınlar Üzerine’de Camus’nun kaleme alıp kağıda döktüğü absürdizmin manifestosunu Sisifos Söyleni’ye gönderme yapar; toplumsal durumlarla içsel durumu arasında çelişki içerisinde kalan aydın üzerine.

Continue reading “Düşünmek…”

Yazmaya Giriş

Düşüncelerin açığa, zihinden dışa dökülmesi, lakin sadece yaşama ve varoluşa ilişkin düşüncelerin değil etkileşime girilen her tertipli bilginin özümsenmesinden kalanın kalıcı bir şekilde sözcüklere aktarılması için yazmaya başlanıyor şu dakikalarda. Geçmişteki bölük pörçük siyasal analizler gibi de değil yeni bir sayfada yenice bir hedefle yazma uğraşına karar veriş neticelendiriliyor. Öyle bir okura ulaşmak derdi de olmayacak Edebiyat Devriyesi’nde. Kamuyla paylaşılabilen kendime notlar olacak izlediklerim, dinlediklerim ve okuduklarım üzerine.

Continue reading “Yazmaya Giriş”