Şafakta doğan güneşin benliğimizi ısıtıp duygularımızı güçlendirerek, geleceğe dair devinim dolu düşüncelerimiz geride kalmıştı. Izdırabın ve karamsarlığın pençesine düşmüşlüğümüzü geçmişteki anılarımızın gelecek vadeden ateşliliğiyle kırmaya çalışsak da başarısız oluşumuz her dakika daha umutsuz hallerimizi, umutsuzluğumuzu büyütmektedir.
Günlerimiz sessizliğe gömülüyor kurgulamadığımız sona doğru yaklaştıkça. Kaybettiğmiz zihnimizdeki anıları hatırlama yeteneğimiz değil, kendimiziz aslında. Unutmaya yüz tutan üstü tozlu aşklarımızdan ziyade varoluşumuzun yeganesi değil benliğimizdir. Unuttuğumuz benliğimizdir şahsımızın her daim karanlığa gömülmesinin önüne geçemememizin kaynağı, çaresizliğimizin öznesi.
Kırmak gerekiyor umutsuzluk hapsini. Yüzyılların dimağlarımıza akıttığı ayağa kalkış destanları artık peş para etmez hale gelmiş olsa da yeni destan yazmalı dünyanın yeni formu, sınırları belirsizliğe gömülmüş insanlık için.